VENEDİK’TE BİR TÜRK MİMARIN 50. YILI

VENEDİK’TE BİR TÜRK MİMARIN 50. YILI

Mimar ve fotoğraf sanatçısı Ahmet Ertuğ, 50. sanat yılını Venedik’te açtığı sergiyle kutluyor. La Stanze della Fotografia’daki 29 eser, Ayasofya Kubbesi ile Pantheon’u yan yana getirerek kültürler arası mimari diyaloğu görünür kılıyor.

Ümit Güçlü 

Mimar ve fotoğraf sanatçısı Ahmet Ertuğ, sanat hayatının 50. yılını Venedik’te açtığı sergiyle kutluyor. Mimari fotoğrafın dünya çapındaki temsilcilerinden Ahmet Ertuğ, 50. sanat yılında Venedik’te açtığı “Beyond the Vanishing Point” sergisiyle Akdeniz coğrafyaları arasında yüzyılları aşan bir mimari diyaloğu görünür kılıyor. 

Sergide  yer alan 29 eser, Rönesans’tan Mimar Sinan’a uzanan mimari bir diyaloğu görünür kılıyor. Sergide Ayasofya Kubbesi ile Pantheon’un aynı salonda buluşması ise kültürel köprülerin altını çiziyor. Sergi, Trendyol Sanat’ın desteğiyle Avrupa’nın önemli fotoğraf merkezlerinden Le Stanze della Fotografia’da sanatseverlerle buluşuyor. Ertuğ ile Venedik’teki sergiyi ve mimari diyaloğu konuştuk.

Venedik sizin için neden bu kadar özel?


Venedik kariyerimde çok özel bir yer tutuyor. İngiltere’de mimarlık eğitimi alırken hafta sonları buraya gelir, mimarlığın temel prensiplerini bu kentte anlamaya çalışırdım. O yıllarda dünyanın en medeni kentlerinden biri olduğunu düşünüyordum. Araya uzun bir fotoğraf kariyeri girdi; mimari sanat üzerine pek çok kitap yaptım. Sanat hayatımın 50. yılını da Venedik’te bir sergiyle kutlamaya karar verdim.

Sergi nerede ve nasıl bir kapsamı var?

La Stanze della Fotografia’da, yani Fotoğraf Evi’nde açıldı. Nisanın 6’sına kadar birinci kattaki salonlar bana ayrıldı. Sergide 29 eser yer alıyor; 28’i son 15 yılda İtalya’da çektiğim fotoğraflardan oluşuyor. Genellikle 16. yüzyıla dayanan, Rönesans etkisinin güçlü olduğu anıtları, kütüphaneleri, tiyatro binalarını ve palazzoları fotoğrafladım. Bu yapılara onları tasarlayan mimarların gözüyle, ruhuyla bakmaya çalıştım.

Fotoğraflar arasında bir ilişki kurduğunuzu söylüyorsunuz…

Evet, ortaya çıkan eserler birbirinden farklı olsa da aralarında bir diyalog oluştu. Fotoğrafları mekâna yerleştirirken bu diyaloğa özellikle dikkat ettim. Fotoğraflar adeta kendi aralarında konuşmaya başladı. İstanbul’dan tek bir fotoğraf getirdim: Ayasofya’nın Kubbesi. Onu serginin başında yer alan Roma’daki Pantheon anıtıyla diyalog kurması için seçtim. Bu seçim, benim geldiğim mimari kültürü de temsil ediyor. Venedik ile İstanbul arasındaki tarihsel ilişkiler düşünüldüğünde bu iki yapının aynı odada buluşması çok anlamlı.

Sergi aynı zamanda kültürel bir mesaj mı taşıyor?

Kesinlikle. İtalya’da 15 yıldır birçok kenti dolaşıp anıtları fotoğraflıyorum. Mimar Sinan’ın da buraları dolaşıp incelediğini ve Türkiye’ye döndükten sonra Rönesans’tan beslenen, ama kendine özgü bir mimari yarattığını düşünüyorum. Sinan’ın eserlerine baktığımda Renaissance etkisini, İtalya’daki bazı anıtların detaylarını görüyorum. Bu, 16. yüzyılda toplumlar arasındaki kültürel ilişkinin bugünkünden çok daha ilginç bir boyutta olduğunu gösteriyor.

Bu sergiyi yapma nedenlerimden biri de şu soruya yanıt aramak: Bir Türk sanatçı, İtalyan kültürel ve mimari mirasına nasıl bakar? İtalyan ve Batılı ziyaretçilere entelektüel düşünce dünyamızın ne kadar geniş olduğunu göstermek istiyorum.

Fotoğraf ve mimarlık pratiğinizin temel amacı nedir?

Esas amacım kültürel mirasın korunması. Kültürel miras ancak toplumun tüm kesimleri tarafından sahiplenildiğinde korunabilir. Fotoğrafı da, mimariyi de halka sevdirmek için yapıyorum. Sokaktaki insan bu eserleri sever ve sahip çıkarsa kültür mirasımız yaşar. Yaptığım sergiler ve kitaplar bu amaçla var.

Bu projede bir destekçi de var…

Trendyol Sanat ile birlikte başladık bu projeye. Onların desteği sayesinde sergiyi Venedik’te, uluslararası ölçekte gerçekleştirebildik. Kendilerine teşekkür ediyorum. bu Busergi, yalnızca bir sanatçının 50 yıllık üretimini değil; Akdeniz’in iki yakası arasında yüzyıllara yayılan kültürel alışverişi de görünür kılıyor. Ayasofya Kubbesi ile Pantheon’un yan yana gelişi, tarihin susmadığını; aksine fotoğrafların diliyle yeniden konuştuğunu hatırlatıyor.

 

 

Google+ WhatsApp