127 HİKAYE, 11 GÜN: İSTANBUL FİLM FESTİVALİ 9 NİSAN'DA BAŞLIYOR

127 HİKAYE, 11 GÜN: İSTANBUL FİLM FESTİVALİ 9 NİSAN'DA BAŞLIYOR

Sinemaseverlerin heyecanla beklediği 45. İstanbul Film Festivali, 9-19 Nisan tarihleri arasında dünya festivallerinden ödüllü yapımlardan yerli sinemanın en yeni örneklerine kadar 127 filmlik dev seçkiyi, yedi farklı mekanda izleyiciyle buluşturuyor.

Ümit Güçlü

Bir şehri anlamanın yolu bazen onu izlediğimiz filmlerden geçer; 45. İstanbul Film Festivali, İstanbul’u bir kez daha sinemanın içinden okumaya çağırıyor.

İstanbul her bahar olduğu gibi bu yıl da kendine bir perde kuruyor. Sokakları, köprüleri, kalabalığı ve hafızasıyla yaşayan bir şehir, 45. İstanbul Film Festivali boyunca yeniden sinemanın içinden kendine bakacak. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen festival, 9-19 Nisan tarihleri arasında 127 uzun metrajlı ve 13 kısa filmden oluşan programıyla izleyiciyle buluşacak.

“İstanbul, film gibi şehir” temasıyla hazırlanan festival, yalnızca yeni filmleri değil, şehrin sinemayla kurduğu uzun ilişkiyi de hatırlatıyor. Tanıtım filminde 1960’ların İstanbul’u Galata Köprüsü’nde beliriyor: Bir yanda Rusya’dan Sevgilerle’nin James Bond’u, diğer yanda Tenten'in İstanbul’da’nın iz sürdüğü sokaklar… Acı Hayat’ın hafızaya kazınan görüntüleriyle birlikte şehir, sinemanın içinden geçen bir zamana dönüşüyor. Ama bu kez bakış tersine çevriliyor; İstanbul, kendini dürbünlerden izleyen bir seyirciye dönüşüyor. Şehir, kendi geçmişini, kendi sinema tarihini seyrediyor.

Şehrin hafızası, sinemanın dili

Festivalin programı, bu yıl da farklı coğrafyalardan hikâyeleri İstanbul’da buluştururken, Türkiye sinemasından yapımlar da güçlü bir şekilde seçkide yer alıyor.

Altın Lale seçkisinde yer alan Yeşim Ustaoğlu’nun Kuru Taşın Başı belgeseli, Artvin’in Yusufeli ilçesinin baraj projesi nedeniyle sular altında kalma sürecine odaklanıyor. Film, yüzyıllardır yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kalan insanların zorunlu göçle birlikte değişen hayatlarını ve kaybolan bir coğrafyanın hafızasını izliyor.

Türk sinemasının en güçlü yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen Ustaoğlu’nun bu yeni belgeseli, sinemaseverler için şimdiden merak uyandıran yapımlar arasında. Yönetmenin 2015 tarihli Tereddüt filminden sonra gelen bu çalışması, hem uzun bir aranın ardından çekilmiş olması hem de ele aldığı mesele nedeniyle festivalin en çok beklenen filmlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Erol Mintaş ise ikinci uzun metraj filmi Yeryüzü Şarkısı ile festivalde yer alıyor. Yönetmen, 2014 yapımı ilk filmi Annemin Şarkısı ile ulusal ve uluslararası festivallerde dikkat çekmişti.

Finlandiya-Almanya ortak yapımı olan Yeryüzü Şarkısı, Helsinki’de yaşayan Kürt-Finlandiyalı bir doktorun, babasının beklenmedik ziyaretiyle geçmişiyle yüzleşmesini konu alıyor. Film, aile içi gerilim üzerinden sürgün, aidiyet ve yerinden edilme duygularına odaklanıyor.

Uzun bir aranın ardından gelen bu ikinci film, Mintaş’ın sinemasında yeni bir sayfa açarken, festivalin merakla beklenen yapımları arasında gösteriliyor.

Uluslararası seçkide ise Berlinale’de En İyi Erkek Oyuncu ödülüyle öne çıkan “Rose”, festivalin dikkat çeken yapımları arasında yer alıyor.

Bir açılış, bir şehir

Festivalin açılışı, Isabel Coixet’in Üç Veda filmiyle yapılacak. Ancak festivalin asıl açılışı belki de şehirde gerçekleşiyor. Çünkü İstanbul Film Festivali her yıl biraz da şunu hatırlatıyor: Bu şehir yalnızca filmlere mekân olan bir fon değil, başlı başına bir karakter.

Sinema bir buluşma alanı

Festivalin üç yarışmalı bölümü—Altın Lale, Yeni Bakışlar ve Kısa Film—farklı kuşaklardan sinemacıları bir araya getirirken; N Kolay Galaları, uluslararası festivallerde öne çıkan yapımların Türkiye prömiyerlerine ev sahipliği yapacak.

Genç Ustalar, Belgesel Kuşağı, Devriâlem ve Heyula bölümleri ise sinemanın yalnızca ana akım değil, deneysel ve alternatif yollarını da görünür kılıyor.

Köprüde Buluşmalar platformu ise sinemanın üretim tarafını İstanbul’a taşıyarak, yönetmenleri ve yapımcıları uluslararası profesyonellerle buluşturacak. Peki başka hangi filmler var, seçkiye yakından bakalım.

45. İstanbul Film Festivali’nin ana yarışması Altın Lale’de bu yıl yerli ve yabancı 15 film yer alıyor. Farklı coğrafyalardan yönetmenlerin son filmlerini bir araya getiren seçki, uluslararası bir jüri tarafından değerlendirilecek.

Yarışmada Lise Akoka ve Romane Gueret’nin Yaz Kampı (Summer Beats), Bi Gan’ın Diriliş (Resurrection), Damien Hauser’in Prenses Mumbi (Memory of Princess Mumbi) ve Danielle Arbid’in Yalnız Asiler (Only Rebels Win) filmleri yer alıyor.

Seçkide ayrıca Mark Jenkin’in Rose of Nevada, Sarmad Sultan Khoosat’ın Lali ve György Pálfi’nin Tavuk (Hen) filmleri de bulunuyor.

Türkiye’den ise Nuri Cihan Özdoğan’ın Ölü Köpekler Isırmaz, Banu Sıvacı’nın Günyüzü, Yeşim Ustaoğlu’nun Kuru Taşın Başı, Ali Vatansever’in Bir Arada Yalnız ve Pınar Yorgancıoğlu’nun Karanlıkta Islık Çalanlar filmleri yarışıyor.

Altın Lale seçkisi, bu yıl da hem usta yönetmenleri hem de yeni sinemacıları aynı çerçevede buluşturarak festivalin uluslararası karakterini güçlendiriyor.

Belgesel filmler

Festivalde belgesel yapımlar farklı bölümler altında gösteriliyor. Bu kapsamda Namir Abdel Messeeh’in Siham’dan Sonra, Barış Altı’nın Berona, Tayfun Belet’in Roman Gibi ve Atıl İnaç’ın Hümanist Bir Deha Gazi Yaşargil filmleri programda yer alıyor.

Ayrıca Orhan Miroğlu’nun Posta Kutusu 213 Diyarbakır, Volkan Üce’nin 2m2, Nicolas Wadimoff’un Hayatta Kalanlarve Jeremy Xido’nun Detroit Çocukları gibi yapımlar da festivalin belgesel seçkisinde izleyiciyle buluşacak.

Devriâlem bölümünde gösterilecek filmler

Festivalin Devriâlem bölümü, dünya sinemasının güncel ve ödüllü yapımlarını bir araya getiriyor. Bu bölümde Amir Azizi’nin Amir’in Kararı, Hilal Baydarov’un Boşluğa Hitap, Soheil Beiraghi’nin Feryat ve Andrius Blazevicius’un Savaş Zamanı Boşanmak filmleri yer alıyor.

Seçkide ayrıca Burak Çevik’in İki Laborantın Yorgun Saatleri, Claire Denis’nin Bekçilerin Çığlığı, Valérie Donzelli’nin İş Başında, Grant Gee’nin Everybody Digs Bill Evans ve Anders Thomas Jensen’in Son Viking filmleri de bulunuyor.

Bölümde ayrıca Kent Jones’un Geç Gelen Şöhret, Thierry Klifa’nın Dünyanın En Zengin Kadını, Shahrbanoo Sadat’ın İyi Erkek Yok ve Maryam Touzani’nin Malaga Sokağı filmleri izleyiciyle buluşacak.

Gösterimler bu yıl yedi farklı salonda yapılacak. Ama festivalin asıl mekânı yine İstanbul’un kendisi olacak.

Google+ WhatsApp