İSTANBUL TİYATRO FESTİVALİ 30 YAŞINDA “TİYATRO BİR YAŞAMA BİÇİMİ”
İstanbul Tiyatro Festivali 30. yılında farklı kuşakları, coğrafyaları ve sahne dillerini bir araya getiriyor. Festival Küratörü Mehmet Birkiye, tiyatronun ekonomik olarak sıkıştığına dikkat çekerken, tiyatronun hayatla kurduğu bağın değişmediğini söylüyor
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen İstanbul Tiyatro Festivali, 30. kez perde açmaya hazırlanıyor. Festivalin programı, The Marmara Hotel Taksim’de düzenlenen, oyuncu Salih Bademci’nin sunduğu toplantıyla açıklandı.
Mehmet Birkiye küratörlüğünde hazırlanan festival, 22 Ekim-3 Aralık tarihleri arasında 6 uluslararası ve 11 yerli olmak üzere 17 yapımı İstanbul’un farklı sahnelerinde seyirciyle buluşturacak.
İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, festivalin 1989’dan bu yana Türkiye’den ve dünyadan sanatçıları İstanbul’da bir araya getirdiğini belirterek, farklı kuşakların tiyatroyla tanışmasına ve İstanbul’un kültür-sanat yaşamının zenginleşmesine katkı sağladığını söyledi. Eczacıbaşı, festivalin genç sanatçıları desteklediğine ve yeni üretimlere alan açtığına dikkat çekerek, İKSV Genç Sanatçı Fonu ile son dört yılda 13 yeni yapımın desteklendiğini ifade etti. Gecede 30. İstanbul Tiyatro Festivali Onur Ödülü, oyuncu Tilbe Saran’a sunuldu
- İstanbul Tiyatro Festivali Küratörü, yönetmen ve oyuncu Mehmet Birkiye ise festivalin 30 yıllık yolculuğunu, hazırladığı son festival programını, tiyatronun değişimini ve genç kuşakların üretim koşullarını değerlendirdi.
“DÜNYA TİYATROSUYLA TANIŞTIRDI”
Festivalin Türkiye tiyatrosuna en önemli katkılarından birinin dünya tiyatrosuyla kurduğu bağ olduğunu söyleyen Birkiye, 30 yıl boyunca dünyanın farklı coğrafyalarından önemli tiyatro insanlarının İstanbul’a geldiğini hatırlattı.
Birkiye, “Belki de yaptığı en önemli, en etkili şey tiyatrocuları ve seyirciyi dünya tiyatrosuyla tanıştırması oldu. Dünya tiyatrosuna yön veren kişiler buraya geldiler. Oyunlar sahnelendi, workshoplar yaptılar. Biz onları tanıdık” dedi.
Bu karşılaşmaların Türkiye’deki tiyatro üretimini de etkilediğini belirten Birkiye, dünyadaki farklı tiyatro anlayışlarının doğrudan taklit edilmesi yerine, yerel deneyimle buluşturulduğunu ifade etti:
“Onlar sayesinde coğrafya olarak nereleri izlememiz, nerelere bakmamız gerektiğini öğrendik ya da onlardan etkilendik. Bu etkiyi kendi toprağımız, kendi insanımız, kendi yaşamımızla karıştırarak yeni bir tiyatro yapmaya çalıştık.”
30. YIL PROGRAMINDA KADIN ODAĞI
Birkiye, 30. yıl programını hazırlarken festivalin geçmişinde emeği bulunan kadınlara özel bir vurgu yapmak istediğini söyledi.
Festivalin yıllar içindeki yolculuğunda Zehra İpşiroğlu, Dikmen Gürün, Leman Yılmaz ve Handan Uzal Dündar’ın emeğine işaret eden Birkiye, bu nedenle programın genel çerçevesinde kadın meselesini öne çıkardığını anlattı.
Birkiye, “Oyunların hepsi kadın oyunları değil. Erkeklerle ilgili sorunlar da var. Ama genel çerçevenin kadınla, kadının dramatik çatışmasıyla ve sorunlarıyla ilgili olmasını istedim” diye konuştu.
“TİYATRO EKONOMİK BİR DÜŞÜŞ YAŞIYOR”
Türkiye’de tiyatronun bugünkü durumunu da değerlendiren Birkiye, üretimin sürmesine karşın ekonomik koşulların tiyatro topluluklarını zorladığına dikkat çekti.
“Tiyatro şu an ekonomik bir düşüş yaşıyor” diyen Birkiye, benzer dönemlerin geçmişte de yaşandığını belirterek şöyle devam etti:
“Çok sayıda oyun var ama ekonomik olarak sıkışmış durumdalar. O sıkışıklığın geçeceğine inanıyorum. Biz de bunları yaşadık. Ama ‘seneye geçer mi?’ derseniz, hayır, seneye geçmez. Bir süre bu aşağıda kalacak gibi geliyor bana. Umarım yanılıyorumdur.”
Genç oyuncuların bir araya gelerek oyun üretmesini de değerlendiren Birkiye, tiyatronun yanı sıra televizyon dizilerinin genç oyuncular için ekonomik bir alan oluşturduğunu söyledi. Oyunculuk mesleğinde başarıya ulaşanların her dönemde sınırlı olduğunu belirten Birkiye, gençlerin tiyatro eğitimi alarak farklı alanlarda yollarını aramaya devam ettiğini ifade etti.
Türkiye’de tiyatronun ekonomik açıdan zor bir dönemden geçtiğine dikkat çeken Mehmet Birkiye, “Çok sayıda oyun var ama ekonomik olarak sıkışmış durumdalar. O sıkışıklığın geçeceğine inanıyorum” dedi.
Birkiye, tiyatronun sosyal yaşamın da bir parçası olduğunu vurgulayarak, “Tiyatroya gitmek, sonrasında oyunu konuşmak, paylaşmak, tartışmak bir yaşama biçimi. Eğer o yaşama biçimini korumak istiyorsak tiyatroya devam etmemiz lazım” diye konuştu.
“BEN DEĞİŞİYORUM, HAYAT DEĞİŞİYOR”
Yıllar içinde tiyatroya bakışının özünde değişmediğini ancak yaptığı tiyatronun biçiminin dönüştüğünü söyleyen Birkiye, bu değişimi doğal bulduğunu belirtti.
“Tiyatroya yaklaşımım konusunda hayır ama yaptığım tiyatro ve üslup konusunda evet. Otuz, kırk sene önce başka bir tür tiyatro yapmak istiyordum, şimdi başka türlü bir tiyatro yapmak istiyorum. Ben de değişiyorum, bedenim değişiyor, hayat değişiyor. Yapay zekâ diye bir şeyle karşılaşıyoruz. Ama tiyatroya yaklaşımımın değiştiğini sanmıyorum.”
“TİYATRO BİR YAŞAMA BİÇİMİ”
Birkiye, tiyatro seyircisinin varlığını korumasının yalnızca sanatla değil, sosyal yaşamla da ilgili olduğunu vurguladı.
“Tiyatroya gitmek, tiyatrodan sonraki sohbet, tiyatroyu yanınızdaki arkadaşınızla paylaşmak, onu tartışmak, o sorunla ilgili fikir beyan etmek bir yaşama biçimi” diyen Birkiye, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu bir sosyal yaşama biçimi. Asıl mesele burada. ‘Tiyatroyu seviyorum, sinemayı seviyorum’ meselesi değil. Eğer o yaşama biçimini korumak istiyorsak tiyatroya devam etmeleri lazım. Bazen tiyatro çuvallayabilir, eksik olabilir ama yine de devam etmeleri lazım.”
DÜNDAR: “6 ULUSLARARASI, 11 YERLİ YAPIM”
İstanbul Tiyatro Festivali Programlama Yöneticisi Handan Uzal Dündar, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, festivalde 6 uluslararası ve 11 yerli yapımın yer alacağını söyledi. Dündar, programın farklı coğrafyalardan yapımlarla genç ve deneyimli kuşakları bir araya getireceğini belirtti.
Festival, Caroline Guiela Nguyen’in “Lacrima” adlı yapımıyla açılacak. Dündar, bir gelinlik siparişinden yola çıkan yapımın görünmeyen emeğe odaklandığını belirterek, “O gelinliğe dokunan ellerin hikâyelerini izleyeceğiz” dedi.
Mehmet Birkiye’nin yönettiği “Dorian Gray’in Portresi” ise 3 Aralık’ta festivalin kapanışını yapacak. Nederlands Dans Theater 2 da uzun bir aranın ardından İstanbul seyircisiyle buluşacak.
Festivalin 30. yılına özel olarak İstanbul Devlet Opera ve Balesi iş birliğiyle Brezilyalı koreograf Fernando Melo’nun “Rüzgâr Ağacı” adlı eseri MDTistanbul dansçılarıyla sahnelenecek. Dündar, 30. yılın uzun süredir ara verilen ortak yapımlara yeniden dönmek için önemli bir fırsat olduğunu söyledi.


